Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Yaşamın her gün yeniden başladığı fikrine katılıyor musun? Ben inanmıştım. Aslında bu bir kitabın ismiydi. Seneler önce okumuştum fakat beni çok etkilemişti. Kitabın yazarı Cherly Richardson eyleme sevk eden düşüncelerini oldukça ikna edici şekilde kaleme almış. Ben de kitabı okurken oradaki soruların hepsini bir deftere cevaplamıştım.
Ne istiyorum, nerede oturmayı tercih ediyorum, elimde halihazırda var olan neler var? Bu ve benzeri sorularla tam bi’ bilanço çıkarmıştım. Bilançoyu o anki ’anlık’ fotoğrafın gibi düşünebilirsin. Neredesin, ne okudun, kaç paran var, kimleri tanıyorsun gibi oldukça reel bir durum tespiti yapmıştım. Eğer gerçeklerden yola çıkıyorsan mutlaka bi’ yere varılıyor. Kendini kandırdığında ise monopoly oyunundaki gibi ya sistem seni es geçiyor ya da seni tekrar başlangıç noktasına gönderiyor. Burada en önemlisi ‘gerçek’ olana odaklanmak.

Yaşamın her gün yeniden başladığına ’50 İlk Öpücük’ filmiyle de inanmıştım. Bu filmde de çok güzel bir kız var fakat sadece yaşadığı günü hatırlıyor. Ertesi gün dün olanlara dair hiçbir şey hatırlamıyor. Hayat bu genç kız için çok eğlenceli. Düşünüp dert edeceği hiçbir şey yok. Fakat onun çevresindeki kişiler için aynı şey söz konusu değil. Onu koruyup kollaması gereken aile bireyleri, arkadaşları var. Ve bu genç kız hayatını ilk gün heyecanıyla tekrar tekrar yaşıyor. Ertesi gün yine geçmiş yok sadece bugün var. Hafızası geçmişi kaydetmiyor.
Her gün sen de ne yapamadığını unutsaydın nasıl olurdu?
Her güne yeniden başlasaydın?
Eğer zaman, eğitim, yaş, tecrübe, çevre gibi faktörlerin hiçbiri önemli olmasaydı, tamamen bakış açısız olarak o günü yaşasaydın? Nasıl olurdu, o günün neye benzerdi? Her günkü konuşmalarından uzaklaşıp, iç sesini kısıp sadece o güne odaklansaydın?
Sence her gün neyi, neden yapamayacağına odaklanan kişiler arzu ettiklerine mi yaklaşıyor yoksa yerinde mi sayıyor?
Gerçekten her gün bilinçli olarak aynı şeyleri düşünmeden o güne farklı başlasaydın?
Yine sevdiğim bi’ filmde benzer bir konu işleniyor. Filmin adı: Bugün Aslında Dündü (Groundhog Day) Bu filmde de bir hava durumu sunucusu her gün aynı günü tekrar yaşıyor. Aynı günü yaşadığını önce anlamıyor, anladığında ise önce bu durumu kendi çıkarına uygun kullanıyor. Çünkü başrolde olan Phil karakteri tam da böyle birisi. Çıkarcı, insanları önemsemeyen, sadece kendini düşünen. Yaşadığı bu aynı olan her günde önce insanlarla eğleniyor nasılsa ertesi gün ona hesap soracak kimse yok. Sonra canı sıkılmaya başlıyor. Kendini geliştirecek bazı hobiler ediniyor. Bu sırada insanlarla da arasında bağ kurulmaya başlıyor.
Ve…
Yaşadığı her güne hakkını vermeyi öğreniyor.
Yaşam her gün yeniden başlar
Sen de kendine bu şansı ver
Değiştiremeyeceğine odaklanma değiştirebileceğine inanmayı seç
Eğer sen kendine inanmazsan sana kim inanır?
Sen kendine destek olmazsan sana kim destek olur?
Kendine inan, güven, destekle
Göreceksin ki dağlardan yankılanan haykırış gibi sana inanan, güvenen, destekleyenler çoğalarak yanına gelecek.
Eğer yola çıkarsan
Seçersen, harekete geçersen
Yaşamın sen seçimini yapıp, harekete geçtiğinde başlar
Yaşam her gün yeniden başlar
Bugün,
Sen de yeniden başla…
Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Sevgilerimle,
Öznur Karaeloğlu
Seanslarımızla ilgili bilgi almak için:
oznur@olasiliklarinmucizesi.com/
instagram.com/olasiliklarinmucizesi/
facebook.com/olasiliklarinmucizesi