Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Bugün neleri bildiğini düşünmen için kendine vakit ayırabilir misin? Şu ana kadar kimler sana hangi konularda neler bilmediğini söylediyse onların da senden uzaklaşmasına izin verir misin? Sen neler biliyorsun? Bu sözü ‘Sen ne biliyorsun ki!’ diye çok duymuş olabilirsin fakat işin gerçeği sen çok şey biliyorsun. Bildiğini kabul eder misin? Karşılaştığın pek çok olayda bunu biliyordum, böyle olacağını biliyordum dediğin kaç şeyle karşılaştın? Bilgi evrende form olarak bulunur. Eğer kişi bilgiyi deneyim alanına çekerse o zaman gerçekten bilir hale gelir. Soyuttan somuta bir yolculuktur. Çok hoşuma giden bir hikaye bu durumu çok güzel özetliyor.
Adamın biri artık bilmek istediğine karar verir. Atladığı gibi bisikletine, doğaya açılır, insanların oturduğu yerlerden uzakta başka bir yol bulur. Yol işareti yoktur burada, böylece gözleriyle gördüğüne, adımlarıyla kat ettiğine güvenir. Yelkenlerini dolduran, kaşif sevincidir sanki: önceleri bir sezgiden ibaret olan, kesinliğe kavuşmuştur.

Ama bu yol sonra geniş bir ırmağa kavuşur. Bisikletinden iner adam. Yoluna devam etmek istiyorsa yanında nesi var nesi yoksa kıyıda bırakmak zorundadır, bunu bilir. Ayaklarının altındaki sağlam zemini yitirmiştir. Gücü kendisinden daha fazlasına eren bir kuvvet taşıyacaktır bundan böyle onu. Güvenmek zorunda olduğu bir kuvvet. Duraksar ve geri çekilir.
Gerisin geriye, evinin yoluna koyulduğunda işe yarar pek az şey bildiğinin farkına varır. Bir de bildiğini başkalarına pek zor iletebileceğinin. Bisikletlinin tekinin peşine takılan o adam gibi olmuştur çoğu zaman. Bisikletlinin peşinden giden bu adam, öndekine seslenir, “Baksana! Çamurluğun takırdayıp duruyor” “Ne?” der beriki. “Çamurluğun diyorum, takırdıyor!” “Seni işitemiyorum ” der bisikletli, “Çamurluğum takırdıyor da! “
“Bir şeyler yanlış oldu” der kahramanımız. Frene asıldığı gibi geri döner. Çok geçmeden yaşlı bir öğretmene rastlar. Sorar ona: “Başkalarına nasıl yardım ediyorsun ? Sana çoğu zaman pek az bildiğin şeyler hakkında öğüt isteyenler geliyor. Ama kendilerini bunun ardından daha iyi hissediyorlar.’’
“Sorumlusu bilgi değildir ” diye yanıtlar öğretmen, “insan yolunun orta yerinde durur, ilerlemeye devam etmek istemezse. Yüreklilik ve özgürlük gereken yerde, doğru olanın kendisine hiçbir seçenek bırakmadığı yerde güvenlik peşindedir o çünkü. Böylece döner durur kendi çevresinde.
“Oysa öğretmen bahanelere de görünüşe de direnir. İç merkezini arar ve orada yoğunlaşmış, bekler. Yelkenini rüzgara açmış biri gibi. Etkisini gösterecek bir sözcüğün kendisine ulaşmasını bekler böylece. Diğeri gelip onu kendi olması gereken yerde bulduğunda ise yanıt her ikisi içindir. Her ikisi de dinleyicidir.”
Ve ekler: “İç merkez kolayca hissedilir.”
Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Sevgilerimle,
Öznur Karaeloğlu
Seanslarımızla ilgili bilgi almak için:
oznur@olasiliklarinmucizesi.com/
instagram.com/olasiliklarinmucizesi/
facebook.com/olasiliklarinmucizesi