Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Her gün aklından neler geçiyor? Bu yazıyı okumaya başlamadan önce ne düşünüyordun?
Şu anda aklından neler geçiyor? Beynimizden her gün 60 bin ile 70 bin arasında düşünce geçer. Bu düşünceleri bir gün önce de düşünmüştük ve daha önceki gün de… Her gün benzer düşünceleri tekrar tekrar düşünerek, duyu organlarımızla aldığımız verileri hep aynı şekilde işlediğimizde bu aynı düşüncelere, aynı düşünceler aynı seçimlere ve aynı seçimler de aynı sonuçlara sebep olur diye özetlenebilir.
Düşüncelerimizin farkında olduğumuzda bir konuyla ilgili bakış açılarımızın;
- Şartlanma
- Beklenti
- Anlamlandırma
ile oluştuğunu görebilirsin.

Şartlanma; geçmişte yaşanan ve anıya dönüşen bir durumun fizyolojimizde meydana getirdiği değişiklik olarak adlandırılabilir. Örneğin, geçmişte bir yerimiz ağrıyordu ve bir ağrı kesici aldık, ağrımız geçti. Bundan sonra her ağrımız olduğunda ağrı kesici alarak iyileşmek isteyebiliriz.
Beklenti; mesela ağrımızla ilgili olarak gittiğimiz bir doktor bize yapılan yeni çalışmalardan bahsetti. Çok iyi, yeni, etkili bir ilacın çıktığını ve bu ilacın hastalarını çok çabuk iyileştirdiğini söyledi. Bu durumda oluşan şey ‘beklenti’dir. Beklentide ‘akıl yürütme’ ön plandadır. Doktorun bize söylediği olumlu etkilerin bizde de ortaya çıkmasının beklentisinde oluruz.
Anlamlandırma; Karşılaştığımız yeni bir duruma yeni bir anlam veririz ve bu durumu bir istek ile ilişkilendiririz. Yeni öğrendiğimizi zihnimizin daha bilinçli, daha farkındalıklı bir yerine koyarız. Amacımızı yüklediğimiz bir enerji olarak açığa çıkması için yüklenen bu anlam ile dışsal dünyamızla içsel dünyamız arasında köprüler kurarız. Ne kadar içsel dünyamız güçlüyse dışarıda gördüklerimiz değişir. Eğer dikkatimizi kendi en iyi halimizi oluşturmaya, iyileşmeye yönelik tutuyorsak okuduklarımız, izlediklerimiz bu alanlardaysa sonuçta gerçekleşecek şeyde bu olur.
Tüm bu süreçlerde beynimiz ve bedenimiz birlikte çalışır. Bedenimiz çoğunlukla öğrendiği refleks tepkilerde çok hızlıdır. Beynimizin düşünceleri ile bedenimizin kendine yaptığı yüklemeler neticesinde ortaya bir ‘yaşam’ çıkar. Nasıl yaşamayı arzu ediyorsak o yaşamı ortaya çıkaracak düşünceleri ‘canlı’ tutmak ve o düşünceleri dikkatle ‘gözlemlemek’ gerekir.
Yaşamını değiştirmek istiyor ve yapamıyorsan ne düşündüğüne, seçimlerine ve bu seçimlerin sonuçlarına tekrar bi’ bakar mısın? Buradaki döngüyü kırmak için çekim alanında olduğun şeyleri değiştirebilmelisin.
Kendine şu soruları sorabilirsin:
Yaşamımda değişmesini arzu ettiğim neler var?
Bu değişimleri kolaylıkla gerçekleştirebilmem için neler yapabilirim?
Değişimlerin ortaya çıkması için ne gerekir?
Bu neyi gerektirir?
Hangi seçimleri yaparsam bunlar ışık hızında olur?
Dünkü düşüncelerinin aynısını düşünmeye devam edersen aynı sonuçlar yeniden yaratılır. Hayatında döngüler halinde tekrarlayan neler varsa şimdi onları fark et, bir deftere yaz ve yukarıda yazmış olduğum sorularla birlikte kendi kalbine gelen soruları sor. Soruların kendi enerjileri vardır ve cevaplar içine geldikçe farkındalığın artar. Farkındalığın hayatındaki bu döngü haline gelmiş hikayeleri değiştirir. Düşündüklerimiz yaşadıklarımızı, yaşadıklarımız düşündüklerimizi tetikler. Her hâlükârda bu durum çift yönlü bir reaksiyon olarak devam eder. Tam da burada farkındalığımızı, gözlem kabiliyetimizi ve sorularımızı bilinç düzeyimizde tutarak düşüncelerimizi, seçimlerimizi nihayetinde hayatımızı değiştirebiliriz.
Her gün neler düşündüğüne şimdi yeniden bi’ bakman ve onlardan özgürleşmen için hangi sonsuz olasılıkların var?
Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Sevgilerimle,
Öznur Karaeloğlu
Seanslarımızla ilgili bilgi almak için:
oznur@olasiliklarinmucizesi.com/
instagram.com/olasiliklarinmucizesi/
facebook.com/olasiliklarinmucizesi