Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Gerçekten hayatını şekillendirenin kendin olduğunu kabul ediyor musun? Etmiyorsan bile lütfen okumaya devam et. Amacım sana başka bir bakış açısı sunmak. Eğer farklı bakış açılarını duymaya istekliysen belki de hayatının daha da gelişmesi için sadece senin yöntemlerinle ilerlemeyen insanların da dikkatle dinlenmeye layık olduğunu fark edersin. Herkesin tutunduğu bazı hikayeler var. Kimi başarılı olunca mutlu olacağına inanıyor, kimi zengin, kimi evlenince ya da bunların hepsi birden!
Oysa önce kendimize şu soruyu sorsak nasıl olur?
Gerçekten ben kimim?
Tüm sahip olduğum unvan, etiket ve imajların dışında ben kimim?

Bu soru öyle derin ki…Bir tatilde küçük bir kız çocuğu sormuştu bu soruyu bana. Öylesine. Kumda elinde kürekle oynarken hem de! Bu kadar sade fakat bu kadar derin bir soru. Bana ‘Sen kimsin?’ deyince düşünmüştüm. Acaba ben gerçekten kimim? Bu dünyaya ne için gelmiştim? Ona adımı söyledim. Zaten çocuk neşesiyle oyun oynamaya devam etmişti. Çocukların o doğallığını o kadar çok seviyorum ki. En temel soruları nokta atış soruveriyorlar. Hiçbirimizin dünyada geçireceği zaman belli değil fakat bu hayatı ‘kendimiz’ olarak yaşamamız önemli ve hayatımızı etkiliyor. Ölüm döşeğindeki insanlara bakan Avustralyalı hemşire Bronnie Ware, hastalarla konuşmaları sırasında onların pişmanlıklarını not alarak ortak beş özellik saptamış. Hatta kitabını yazmış. En çok pişman olunanlar ise şöyleymiş;
- Keşke kendi hayatımı yaşama cesaretini gösterebilseydim …
- Keşke o kadar çok çalışmasaydım…
- Keşke duygularımı açıklama cesareti gösterebilseydim…
- Keşke arkadaşlarımla daha fazla görüşseydim…
- Keşke daha mutlu olmama izin verseydim…
Kendini ne kadar tanıyorsun?
Yaşadığın hayatın ne kadarı sana ait?
Bu konularda düşünecek, hayal edecek zamanı kendine veriyor musun?
Kendi gerçekliğinin ne olduğuna inanıyorsun?
Her zamanki çevrenden uzaklaşarak bir es verdiğinde, kendine uzaktan baktığında hayatının farklı bir vizyonunu da görebilirsin. Eğer hayatının şu andakinden farklı olabileceğine inanırsan tek bir gününü bile boşa geçirmezsin. Her düşünce, her duygu, her eylem seni hayal ettiklerine yaklaştırır. Artık bahaneler sıralamaya devam etmeden ve bahaneleri çok olanları dinlemeden kendi yoluna çıkabilirsin. Bir sağır kurbağanın öyküsü bize bunu çok güzel anlatıyor. Zamanın birinde kurbağaların yarışı varmış ve hedefleri de çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını izlemek üzere toplanmış. Yarış başlamış. İzleyicilerin hiçbiri yarışan kurbağaların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Yarışan kurbağaları yüreklendirmek yerine ‘Zavallılar, hiçbir zaman başaramayacaklar!’ diye söyleniyorlarmış. Onları duyan kurbağaların morali bozulup nasıl olsa kazanamayacağım bari daha çok emek vermeyeyim, yorulmayayım diyerek yarışı bırakıyormuş. Sadece bir kurbağa hariç! Bu kurbağa azimle yoluna devam etmiş ve en tepeye çıkınca ona nasıl başardığını sormuşlar. Kurbağa cevap vermemiş. Yeniden sormuşlar yine cevap vermemiş. O anda fark etmişler ki kurbağa sağırmış.
Hayatının kahramanı sensin.
Sana neyi başarıp neyi başaramayacağını söyleyen insanlara sağır ol. Onların sözleriyle hayatını yönlendirmesine izin vermeden kendin olma cesaretiyle devam et. Tam da burada vizyonunu gerçekten, şu anda oluyormuş gibi yaşadığın da olayların gerçekleştiği gibi hayal edebildiğinde işte o an kendi gerçekliğine adım attın andır. Güç sende artık.
Vizyonunu yeniden alevlendirecek güç de sende!
Hayal et, fark et, harekete geç!
Okumak yerine dinlemek istersen, buradaki podcast bağlantısına tıklayabilirsin.
Sevgilerimle,
Öznur Karaeloğlu
Seanslarımızla ilgili bilgi almak için:
oznur@olasiliklarinmucizesi.com/
instagram.com/olasiliklarinmucizesi/
facebook.com/olasiliklarinmucizesi